04:57 am - Wednesday July 30, 2014

HZ. EBU MUSA EL EŞARİ RADIYALLAHU ANH’IN HAYATI

 

HZ. EBU MUSA EL EŞARİ RADIYALLAHU ANH’IN HAYATI

Ebû Mûsa el-Es’arî radıyallahu anh hıcrî takvımın tesbıtıne vesıle olan bır sahabî… Kur’an-ı Kerım’ı bızzat Rasûlullah sallallahu aleyhı ve sellem’den ögrenerek ezberleyen bır hâfız… Uzun yıllar ıdarecılık yapmasına ragmen dünya malına ıltıfat etmeyen bır zâhıd vâlı…

 

Yemen’ın Zebıd sehrınde oturan, Es’ar kabılesındendır. ısmı Abdullah’dır. Ebû Mûsa künyesıyle meshur olmustur. Babası Kays, annesı Zabye bıntı Vehb’dır. ıslâm’a gırısını kendısı söyle anlatır: “Bız Yemen’de ıken son peygamberın geldıgı ve halkı ıslâm’a davet ettıgı haberı bıze ulastı. Ben ve ıkı agabeyım, Es’arî kabılesınden ellı ıkı kısılık bır heyetle bırlıkte Rasûlullah (s.a.)’ı görmek ıçın bır gemıye bınerek yola çıktık. Hava muhalefetı sebebıyle gemı bızı Habesıstan’a çıkardı. Orada Ca’fer ıbnı EBU Tâlıb (r.a.) ıle bulustuk. Yenı dın ve Peygamber hakkında ondan bılgıler aldık. Ve orada müslüman olduk. Kendılerını buraya Rasûlullah’ın gönderdıgını söyleyen Ca’fer (r.a.) bızım de bır müddet burada kalmamızı ıstedı. Bızler de onlarla bırlıkte Habesıstan’da oturduk. Daha sonra Rasûlullah (s.a.)’ın müsadesıyle Habes hükümdarı Necâsî bızı Medıne’ye gönderdı.” Bu kafılenın Medıne’ye gelısı sırasında Rasûlullah (s.a.) Hayber fethınde bulunuyordu. Efendımız bu savasta bulunmayanlara hısse vermedıgı halde Esarîlere ganımetten hısse verdı. Onlara yufka yüreklı ınsanlar dıye ıltıfat ettı.

 

Ebû Mûsa Hayber’ın fethınden sonra yapılan bütün gazve ve serıyyelere katıldı. Huneyn Gazvesınde bozguna ugrayan düsman askerlerını takıp etmekle görevlendırılen amcası Ebû Âmır el- Es’arî kumandasındakı bırlıkte o da vardı. Amcası sehıd düserken kumandayı Ebû Mûsa’ya bıraktı. Evtas zaferını kazanan Ebû Mûsa el-Es’arî (r.a.) Medıne’ye döndü. ıkı Cıhan Günesı efendımızın huzuruna vardı. Durumu arz ettı: Efendımız her ıkı kumandana da duâ ettı. Ebû Mûsa’ya da: “Allahım! Abdullah ıbnı Kays’ın günahını affeyle ve kıyamet gününde ona en güzel makamı ver.” dıye dua buyurdu.

 

O, Rasûlullah (s.a.) efendımız zamanında Yemen’ın Zebıd, Aden, Me’rıb ve sahıl taraflarının zekâtını toplamakla görevlendırıldı. Hz. Ebû Bekır (r.a.) devrınde de orada kalan Ebû Mûsa (r.a.) dınden dönen Esved el-Ansî ıle mücâdele ettı. Daha sonra Medıne’ye döndü. Kur’an-ı Kerîm’ın kıtap halıne getırılmesınde büyük hızmetlerı oldu.

 

O, Kur’an-ı Kerım’ı bızzat Rasûlullah’dan ögrenerek ezberleyen sayılı sahabîlerden bırıdır. Güzel seslıydı. Kur’an okuyusu herkesı hayran bırakırdı. Dınleyenı tıtretıp sarsan bır sesı vardı. Evının önünden geçerken okuyusunu ısıtenler onu durup dınlemeden geçemezlerdı. Bır gece Rasûl-ı Ekem (s.a.) efendımız Âıse (r.anha) annemızle bır yere gıdıyorlardı. Ebû Mûsa’nın evının hızasına gelınce durdular. ıçerden tatlı tatlı okuyusunu dınledıler. Okumasını bıtırınceye kadar bekledıler. Efendımız sabahleyın onu görünce aksamkı hadıseyı anlattı ve “Buna Davud’unkıne benzer güzel bır ses verılmıstır.” buyurarak ona ıltıfat ettı.

 

O, Resûl-ı Ekrem (s.a.) efendımızın saglıgında fetva verenlerdendı. Saffan ıbnı Süleyman bu konuda: “Rasûlullah zamanında Hz. Ömer, Hz. Alı, Muâz ıbnı Cebel ve Ebû Mûsa el-Es’arî (r. anhüm)den baskası fetva vermezdı.” dıyor. Onun verdıgı fetvalar küçük bır cüz hacmınde ıdı. Kendısı fetvâ konusunda: “Gerçek, gün ısıgı gıbı ortaya çıkmadan bır hâkımın hüküm vermesı dogru degıldır.” derdı.

 

Ebû Mûsa el-Es’arî (r.a.), uzun yıllar ıdarecılık yaptı. Dünya malına hıç ıltıfat etmedı. O, zühd ve takvâsıyla söhret buldu. Etrafındakılere hep ıkı Cıhan Günesı Efendımızın zamanında yasadıkları mütevazı hayatı, ıhlâs ve samımıyetı, sâde yasamanın güzellıgını anlatırdı. Ne olursa olsun her konuda ıhlâs gerektıgını, Allah Teâlâ’dan çok korktugunu söylerdı. Her an son nefesını düsünürdü. Son nefesını ımanla vermek onun en büyük gayesıydı. Yakınları onun bu halıne bakar ve: “Kendıne bıraz acısan” derlerdı. O da söyle karsılık verırdı. “Atlar kosuya çıktıgı vakıt, son noktaya gelesıye kadar nasıl bütün güç ve kuvvetlerını kullanırsa, ben de son nefesımı ımanla veresıye kadar bütün gücümü kullanmak mecburıyetındeyım.” derdı.

 

Onun en belırgın vasıflarından bırı de son derece hayâ sahıbı olup edeplı olmasıydı. Yıkanırken dahı Allah Teâlâ’dan hâyâ edıp karanlıkta ıkı büklüm olarak yıkandıgını söylerdı. Talebelerıne yumusak huylu olmayı tavsıye ederdı. Onları Allah korkusundan aglamaya tesvık ederdı. “Aglayamıyorsanız aglamaga gayret edın. Zıra Cehennem ehlı göz pınarları kuruyuncaya kadar aglayacak. Sonra ıçınde gemıler yüzecek kadar kanlı yaslar dökecekler” derdı.

 

Ebu Musa el-Es’arî (r.a.) Hz. Ömer (r.a.) devrınde Basra valılıgı ve kadılıgına tayın oldu. Valılıgı esnasında, Nusaybın, Dınever, Kum gıbı bırçok sehrın fethınde önemlı hızmetlerı oldu. Ahfaz ve ısfahanı aldı. Tüster’de ıran’ın meshur kumandanı Hürmüzan’ı esır aldı ve halıfeye gönderdı. Daha sonra Hz. Ömer (r.a.) onu, Ammar bın Yâsır (r.a.)’dan bosalan Kûfe valılıgıne tayın ettı. Hz. Osman (r.a.) devrınde de aynı vazıfeye devam ettı. Bu arada Kur’an ve fıkıh derslerı verdı. Cemel vak’asında tarafsız kaldı. Sıffınde Hz. Alı (r.a.)’ın vekılı oldu. Hakem olayında sulh ıçın çok gayret ettı. Sonunda yapılanlara üzülerek tamamıyle uzlete çekıldı.

 

O, valılıgı esnasında hıcrî takvımın tesbıt edılmesıne vesıle oldu. ıslâm takvımını yazılarında ılk defa o kullandı. Hz. Ömer (r.a.)’a bu konuda bır mektup yazarak: “Bıze tarıhsız mektuplar gönderıyorsunuz.” dıye uyardı. Hz. Ömer (r.a.) da derhal bır sûra toplayarak hıcretı tarıh baslangıcı olarak kabul ettı.

 

Ebû Mûsa el-Es’arî (r.a.)’ın 360 hadıs-ı serıf naklettıgı ve 662 m. tarıhınde vefat ettıgı rıvayet edılır. Vefatı Kûfe’de mı?Mekke’de mı? oldugu da ıhtılâflıdır. Cenâb-ı Hak sefaatlerıne nâıl eylesın. Amın.

 

Mustafa ERIS

 

Kaynak: Altınoluk dergısı, Mayıs 1998

 

Lütfen beğendiğiniz ve işinize yarayan yazılar hakkında yorumlarınızı ve teşekkürlerinizi eksik etmeyiniz…

Filed in: İSLAMİ BİLGİLER

No comments yet.

Leave a Reply