22:45 pm - Friday October 31, 2014

MASAL NEDİR? MASAL HAKKINDA BİLGİ

MASAL

Masalların kalıplaşmış bir anlatım biçimleri vardır.

1. Masal başı tekerlemesi (giriş veya döşeme)

2. Masalın kendisi (gövde veya gelişme)

3. Masalın sonu (üç elma, dua ya da dilek)

Masal başı kısmı sadece Türk masallarında bulunur. Masalın giriş kısmıdır ve şu sebeplerden dolayı söylenirler:

a. Masalın gerçek dışı, hayal ürünü olduğuna dair hazırlık yapar ve vurgular.

b. Anlatıcının söz konusunda marifetli olduğu vurgulanır.

c. Dinleyicinin dikkatini çeker, onu masala yoğunlaştırır.

ç. Bazen de dinleyiciyi eğlendirir.

Formeller

Formeller yani kalıp sözler masalın girişinde, ortasında yer alabildikleri gibi ortasında da yer alabilirler.

Masalın giriş tekerlemesinin masalı metni ile ilgisi yoktur ve bu tekerlemelerde seci yani iç kafiye vardır. Masalın kendisi ya da gövde bölümü “iki tekerleme bir yuvarlama” ya da “iki dizi bir koşma” adını alır.

Masalcı, giriş tekerlemesinden masala geçtiğini “günlerden bir gün” “vaktin birinde” ya da “bir varmış bir yokmuş” gibi sözlerle belirtir.

Masalın gövde kısmında masal kahramanı tanıtılır. Doğumu, gençlik yılları vs. yer alır.

Masalda, padişahın birden fazla çocuğu var ise sırayla hepsinin maceraları dile gelir. Üçüncü çocuğun macerası her zaman uzundur. Masal, en sonunda kalıp bir ifade ile bitirilir.

Masal Sonu

Masalın sonunda genellikle kötüler cezasını bulur, iyiler ise kazanan taraf olur. Bu kısımda masalcı yine tekerlemeler ile masalı bitirir.

Sonuç bölümü bir nevi dua, temenni ve gönül alma bölümüdür. Burada masalcı, dinleyenlere genel olarak hitap ettiği gibi şahıs söyleyerek de hitap edebilir. “Gökten üç elma düşsün; biri yiğit oğlu yiğitlerin başına, biri bu masalı anlatana, biri dinleyene…” gibi.

Kalıp ifadeler, anlatmanın seyrine göre masal anlatıcısı tarafından kullanılır. Masal sonu tekerlemeleri ve masal formellerinden başka masal ortalarında anlatmanın hızlandığını belirtmek ve uzun zaman aralıklarını kapatmak için de kalıp sözler kullanılır. Bunun sebebi ise, masal anlatırken teferruatlı yolculuğun anlatılmamasıdır. Bu kısım “az gitti, uz gitti, dere tepe düz gitti…” şeklinde söylenir.

Yine anlatıcı, masal başında ve sonunda olduğu gibi ortasında da masalın yalan olduğunu belirtme ihtiyacı duyar. “O da yalan bu da yalan dinlettim sana koca bir yalan” … gibi sözlerle bunu söyler. Ayrıca, masal ortasında söylenen tekerlemeler, masalların unutulan yerlerinde dolgu malzemesi olarak da kullanılabilir.

Masallar -di’li ve -miş’li geçmiş zamanlarda anlatılırlar. Olaylar, önemlerine göre sıralanarak üç süreli bir düzene geçerler. Kişiler için de bu uygulama aynıdır. Kahraman, her zaman üçüncü çocuktur. Üçüncü olay, bir önceki olaydan daha önemlidir. Buna üçlü bakışım kuralı denir. Olağanüstü masallarda ilkin vurgulanması özelliği de vardır: İlk olay, ilk çocuk… gibi.

Masallarda her şey zıtlarıyla beraber yer alır: Güzel varsa çirkin, iyi varsa kötü de vardır. Tekrarlar önemli rol oynar ve masalın kalıplaşmış bir şekli olduğunu gösterir. 1,3,7,9,12,40,90 gibi sayılar masallarda sık sık geçer. Benzetme ve sıfatlara yer verilmez. Bu da, anlatının dinleyicinin hayal gücüne bırakıldığının göstergesidir. Beyaz ve kırmızı renge çok sık yer verilir. Siyah, kara renge ise pek yer verilmez. Metaller ve minerallere, renklerinin parlak ve değerlerinin yüksek oluşundan dolayı yer verilir (altın, zümrüt, elmas gibi). Armut, elma, nar gibi meyveler; altın, zümrüt ve yakut olarak karşımıza çıkar.

 

Lütfen beğendiğiniz ve işinize yarayan yazılar hakkında yorumlarınızı ve teşekkürlerinizi eksik etmeyiniz…

Filed in: YAZILAR

No comments yet.

Leave a Reply