18:56 pm - Saturday October 25, 2014

CÜMLEDE ANLAM KONU ANLATIMI

CÜMLEDE ANLAM

Cümle, yargı bildiren sözcük ya da söz öbeğidir. Birbirini tamamlayan birçok sözcük cümle olabileceği gibi tek bir sözcük de

cümle özelliği gösterebilir.  “Seni dün aramıştım.” da  “Geliyorum.” da bir cümledir. Önemli olan sözcüğün ya da söz öbeğinin bir yargı bildirmesidir.

Cümle Vurgusu

Bir cümlede önemle belirtilmek istenen kavram vurgulanır.

*İsim cümlelerinde vurgu yüklem görevindeki sözcük üzerindedir.

*Fiil cümlelerinde vurgu yükleme en yakın olan öğe üzerindedir.

*Cümlede “mi” soru edatı varsa vurgu “mi” edatının yanına geldiği öğe üzerindedir.

*Devrik cümlelerde yüklem cümle başındaysa vurguludur.

CÜMLEDE ANLATILMAK İSTENEN

Her cümlede dile getirilen bir duygu ya da düşünce vardır. Cümleyi söyleyen, dinleyene bu duygu veya düşüncelerle bir şeyler anlatmak ister. Bir cümlede anlatılmak istenen neyse o cümlenin ana düşüncesi odur.

ÖRNEK SORU:

“Zihniniz yalnızca kendi varsayımlarınıza açıksa, pek uzağa gidemezsiniz.”

Bu cümlede anlatılmak istenen düşünceyi aşağıdaki yargılardan hangisi destekler?

A)Her insanın kendine göre doğruları vardır.

B)Bir görüşün doğruluğu, kanıtlanmasına bağlıdır.

C)İnsanları büyük yapan düşünceleridir.

D)Sizden daha doğru düşünenler olabilir.

(ÖO 2003)

ÇÖZÜM:

Cümlede yalnız kendi düşünceleriyle (kendi varsayımlarıyla) hareket eden, başkalarının düşüncelerine değer vermeyen kişilerin başarısız olacakları (uzağa gidemeyeceği) anlatılmaktadır. Bu nedenle insan, kendisinin yanlış düşünebileceğini hesaba katarak, başka kişilerin düşüncelerine önem vermeli, başkalarının da doğru düşüneceğini unutmamalıdır. Bu görüş D seçeneğinde vardır.

YANIT: D

ANLAMDAŞ VE YAKIN ANLAMLI CÜMLELER

Bir cümlede dile getirilen duygu ve düşünce değişik biçimlerde söylenebilir. Aynı düşünceyi bildiren bütün bu cümleler birbirleriyle yakın anlamlıdır.

Cümlelerin anlamdaş veya yakın anlamlı olabilmesi için eş ya da yakın anlamlı sözcüklerin cümlelerde kullanılarak aynı düşüncenin en az iki ayrı biçimde ifade edilmesi gerekir.

ÖRNEK SORU:

“Çalışmak için uygun gün ve saat bekleme; istediğin gün ve saatte çalışabilirsin.”

Yukarıdaki cümleye anlamca en yakın cümle aşağıdakilerden hangisidir?

(ÖO 1999)

A) Hiç ara vermeden düzenli çalışmalısın.

B) Çalışma zamanını iyi kullanmalısın.

C) Çalışma koşullarını kendin yaratmalısın.

D) Her zaman çalışabileceğini bilmelisin.

YANIT: D

CÜMLEDEN ÇIKARILAMAYACAK DÜŞÜNCELER

Bazı sorularda, verilen bir cümlenin anlamı içinde bulunmayan yargılar sorulur. Bu tür sorularda yine verilen cümlenin anlamının iyi anlaşılması gerekir.

Örnek:

“Halk şiirinde şair, kendini özentiye, yapaylığa kaptırmaz.” cümlesinin aşağıdaki cümlelerle ilgisine bakalım:

1.“Halk şairi; sevinçlerini, acılarını, olayların kendisi üzerindeki etkilerini, duyduğu gibi belirtmek ister.

2.İçtenlik, kolay ve hazırlıksız söyleyiş, Halk şiirinin en üstün niteliğidir.

3.Halk şiiri, özgün olması ve Türk ruhunu yansıtması bakımından ulusal karakter taşıyan bir şiirdir.

Örnek olarak verilen cümlede Halk şiirinin doğal bir şiir olduğu anlatılmıştır.

Birinci ve ikinci cümlelerde de Halk şiirinin doğallığı dile getirildiği için bu iki cümle örnek cümleyle aynı doğrultudadır.

Üçüncü cümlede, Halk şiirinin ulusal bir şiir olduğu söylenmiştir; bu, örnek cümleyle ilgili olmayan bir düşüncedir.

ÖRNEK SORU:

“Gül soldu, çocuk uyudu dersek şiirsel bir anlatım olmaz; ancak çocuk soldu gül uyudu dersek şiirsel bir anlatım olur.” cümlesinden aşağıdaki yargıların hangisi çıkarılamaz?

(LGS 2004)

A)      Şiirde mecazlı bir anlatım söz konusudur.

B)      Şiirsel anlatım günlük dilden farklıdır.

C)      Şiirsel anlatımda benzetmelere yer verilir.

D)      Şiirde devrik cümle kullanılır.

ÇÖZÜM: A, B ve C seçeneklerindeki yargılar, verilen örnek cümleden çıkarılabilecek yargılardır; fakat D seçeneğindeki yargıya ulaşmak mümkün değildir.

YANIT: D

ANLAMCA ÇELİŞEN CÜMLELER

Bazı cümleler aynı konuda birbirinin tersi iki yargıyı, durumu ifade edebilir.

Örnek:

“Sanatçının neyi söylediği değil, nasıl söylediği önemlidir.” cümlesinden

“Bir eserin sanat eseri sayılabilmesi için biçim ve içerik dengesini sağlamış olması gerekir.” yargısı çıkarılamaz. Ancak bu yargı örnek cümleyle çelişmez; çünkü bu cümle örnek cümleyle ilgili olmayan bir düşüncedir.

“Sanatçı, toplumu ilgilendiren konular bulmadıkça başarıyı yakalayamaz.”

cümlesi örnek cümleyle çelişir; çünkü bu cümlede konuların bir esere değer kazandıracağı söylenmiş. Örnek cümlede ise anlatımın yetkinliğiyle sanatçı olunabileceği söylenmiştir.

CÜMLE TAMAMLAMA

Cümle anlamıyla ilgili bir diğer soru tarzının cümle tamamlama olduğundan bahsetmiştik. Bu tip sorularda bazen bir konuşma metninde, konuşma yeri boş bırakılır ve boş bırakılan yerin tamamlanması istenir. Bazen de bir cümlenin başı ya da sonu boş bırakılıp cümlenin anlamını tamamlayıcı sözcük ya da söz öbekleri sorulur. Bu durumda konuşmanın akışına ve sözcükler arasındaki anlam ilişkilerine dikkat edilmelidir.

ÖRNEK SORU:

Ne kadar ………… olursak olalım, bunu ……….. sevdiklerimiz yoksa mutlu olamayız.

Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdaki sözcüklerden hangileri getirilmelidir?

(LGS 2004)

A)      girişken – gösterecek

B)      çalışkan – söyleyecek

C)      düşünceli – dinleyecek

D)      başarılı – paylaşacak

ÇÖZÜM:
Verilen cümlenin anlam bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda “başarılı – paylaşacak” sözcüklerinin getirilmesi gerekir.

YANIT: D

CÜMLE OLUŞTURMA

Karışık olarak verilen sözcük ya da söz öbekleriyle cümle oluşturulurken öncelikle yüklem olan sözcük saptanır. Yükleme sorulan öğe sorularıyla cümle oluşturulur.

ÖRNEK SORU:

  1. aynı şeyleri
  2. başkalarının düşüncelerini
  3. dinleyerek de
  4. okuyarak
  5. yapabiliriz
  6. nasıl öğreniyorsak

Yukarıdaki sözcük ve sözcük gruplarıyla anlamlı  bir cümle oluşturmak için sıralama nasıl olmalıdır?

(ÖO 2004 )

A)      2 – 6 – 3 – 1– 4– 5

B)      1 – 3 – 5 – 6– 4 – 2

C)      2 – 4 – 6 – 1 – 3 – 5

D)      3 – 5 – 1 – 2 – 4 – 6

ÇÖZÜM:

Bu sözcüklerle anlamlı ve kurallı bir cümle oluşturmak istesek, ilk önce yüklemi bulmalıyız. Burada yüklem, beşinci sözcük olan “yapabiliriz” sözcüğüdür. Seçeneklerdeki sıralamaya beş numarayla biten iki seçenek vardır: A ve C. Sözcükler arasındaki anlam dikkate alındığında da C seçeneğinin sıralamasının daha uygun olduğu görülür. Doğru sıralama şu şekildedir:”Başkalarının düşüncelerini okuyarak nasıl öğreniyorsak aynı şeyleri dinleyerek de yapabiliriz.”

YANIT: C

CÜMLELER ARASINDAKİ ANLAM İLİŞKİLERİ

1) Neden-Sonuç İlişkisi

Bir yargının gerçekleşme sebebinin belirtildiği cümlelerdir. Bu cümlelerin yüklemine “niçin” sorusu sorulduğunda cevap alınır.

  • İş bulamadığı için buralara gelmiş.
  • Fazla ışıktan uyuyamadım.

2) Amaç İlişkisi:

Bir yargının hangi amaçla söylendiğinin belirtildiği cümlelerdir. Bu cümlelerin yüklemine “hangi amaçla” sorusu sorulduğunda cevap alınır.

  • İş bulmak için buralara gelmiş.
  • Ders çalışmak üzere dershaneye gitti.

UYARI:

“İçin” sözcüğü cümlelerde hem “neden-sonuç” hem de “amaç” ilgisi kurar.

“Soğuk su içtiği için hastalandı.” cümlesine “için” sözcüğü “neden-sonuç” ilgisi,

“Su içmek için mutfağa gitti.” cümlesine de “amaç” ilgisi katmıştır.

ÖRNEK SORU:

  1. Birkaç saat için izin almaya değmez.
  2. Bunu senden sakladığım için üzgünüm.
  3. Ona güvenmediğin için sana çok kızıyor.
  4. Karar vermek için henüz çok erken.

“İçin” sözcüğü yukarıdaki cümlelerin hangisinde neden-sonuç ilişkisi kurmuştur?

(LGS 2002)

A) 1 – 2         B) 1 – 4       C) 2 – 3       D) 3 – 4

ÇÖZÜM:

Yukarıdaki 2 ve 3 numaralı cümlelerde bir neden-sonuç ilişkisi, 4 numaralı cümlede ise amaç söz konusudur.

3) Koşul İlişkisi (Koşula Bağlılık):

Bir yargının gerçekleşmesi, diğer bir yargının gerçekleşmesine bağlı olan cümlelerdir.

  • Hatanı kabul edersen seninle barışırım.
  • Seni gördükçe yaşadığımız zorlukları hatırlıyorum.

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin gerçekleşmesi bir şarta bağlanmıştır?

(ÖO 2004)

A)      Sağ baş yastık istemez.

B)      Ağlamayan çocuğa meme vermezler.

C)      Canı yanan eşek, atı geçer.

D)      Körle yatan, şaşı kalkar.

YANIT: B

4) Karşılaştırma İlişkisi:

İki farklı nesnenin ya da kavramın ortak bir nitelikle ilgili olarak birbirlerine karşı durumlarının belirtildiği cümlelerdir.

  • Evde daha rahat çalışıyorum.
  • Senin saçların onunkinden biraz fazla.

5)Karşıtlık İlişkisi:

Birbirine zıt durumların belirtildiği cümlelerdir.

  • Sınava çok iyi hazırlandım; Fakat başarılı olamadım.
  • Adamın yüzündeki yumuşak ifade bizimle konuşurken birdenbire sertleşmişti.

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “karşıt özellikler” bir arada verilmiştir?

(ÖO 2000)

A)      Çelimsiz, fakat gözü karaydı.

B)      Hızla geçen araç, kavşakta durdu.

C)      Aldığı elbisenin kumaşı özürlüydü.

D)      Ne geldi, ne haber gönderdi.

ÇÖZÜM:

A seçeneğinde kişi “çelimsiz” olmasına rağmen “gözü kara” biridir.     YANIT: A

CÜMLEDE ANLATIM ÖZELLİKLERİ

1) Öznel Anlatım:

Doğruluğu kişiden kişiye değişebilen, kişisel düşünce niteliğinde olan, kanıtlanamayan bir nitelik taşıyan cümlelerdir. Bu cümlelerin anlamları görecelidir ve bu cümlelerde yorum vardır.

  • Güzelim romanın filmini başarısız buldum.
  • Romanın kahramanı şirin bir kasabaya yerleşir.

2) Nesnel Anlatım:

Nesnel yargılar kişiye göre değişmeyen ve kanıtlanabilen bir nitelik taşır. Yazar, anlatımına kendisini katmaz; yani duygu ve düşüncelerine yer vermez.

  • Romanın filmini de izledim.
  • Romanın kahramanı bir kasabaya yerleşir.

ÖRNEK SORU:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde nesnel bir anlatım vardır?

(LGS 2003)

A)      Göreceksiniz, bu maç berabere bitecek.

B)      Kutuplardaki buzların erimesiyle denizlerin seviyesi yükseliyor.

C)      Yaşamın temelinde, karşılıklı sevgi ve saygı vardır.

D)      Beyaz, diğer renklerden güzeldir.

ÇÖZÜM:

Nesnel yargılar, kişisel duygu ve düşünce içermeyen, doğruluğu kanıtlanabilen yargılardır. B seçeneğindeki yargı kanıtlanabilir bir nitelik taşıdığı için nesneldir. YANIT: B

3)  Doğrudan Anlatım:

Başkasına ait bir sözün,  biçimsel bir değişikliğe uğratılmadan, olduğu gibi aktarılmasına doğrudan anlatım denir.

  • Öğrenciler, “Dergiyi çok beğendik.” dediler.

4) Dolaylı Anlatım:

Başkasına ait bir sözün anlamının bozulmadan, biçimsel yönden değiştirilerek üçüncü bir kişi tarafından aktarılmasına da dolaylı anlatım denir.

  • Öğrenciler, dergiyi çok beğendiklerini söylediler.

CÜMLEYLE İLGİLİ KAVRAMLAR

1) Tanımlama:

Bir varlığın, bir kavramın kendine özgü niteliklerinin anlatılmasıdır. “Nedir?, kimdir?” sorularına cevap alınan cümlelerdir.

  • Şiir, duyguların estetik bir şekilde anlatılmasıdır. (Şiir nedir?)

2) Değerlendirme:

Bir yapıtın, sanatçının ya da herhangi bir durumun iyi ya da kötü yönlerini ortaya koyarak özelliklerini belirlemeye değerlendirme denir.

  • Sanatçı bu eserinde, diğer eserlerinde gösterdiği başarıyı yakalayamamış.

3 )Üslup(Biçem):

Sanatçının dili kullanma şekli, sözcük seçimi, cümle kurma biçimi kısaca sanatçını dil ve anlatım özelliğinin tümüdür.

Yazarın ele aldığı konuyu “nasıl ifade ettiği”dir.

  • Eserlerinde yalın bir dil kullanmaya özen göstermiştir.

4) İçerik(Konu):

Bir eserin konusu, vermek istediği mesaj eserin içeriğini oluşturur. Yazarın “ne anlattığı”dır.

  • Yazar, bu eserde tek başına yaşayan genç bir adamın yaşamını ele almış.

5) Duruluk:

Cümlede gereksiz sözcük kullanılmamasıdır.

“Aldığı kitabı geri iade etmedi.” Cümlesi duru bir cümle değildir; çünkü “iade etmek” geri vermektir. Dolayısıyla bu cümlede “geri” sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. Bu cümle “Aldığı kitabı iade etti.” Şeklinde olsaydı duru bir cümle olurdu.

6) Yalınlık (Sadelik):

Cümlenin açık, süsten ve zorlamadan, parlak hayali buluşlardan, süslü benzetmelerden uzak,  kolayca anlaşılabilen bir anlatıma sahip olmasıdır.

“Güneş batıyor.” cümlesiyle “Güneş kızıl alevler saçarak yok oluyordu.” cümlesi farklı sözcükler kullanılsa da aynı anlama gelmektedir. İlk cümle süsten ve mecazlardan uzak olduğu için yalındır, ikinci cümlede tam tersi bir özellik bulunduğu için yalın değildir.

7) Özgünlük:

Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, taklit olmayan.

  • Sait Faik, başkalarının açtığı yoldan gitmemiştir. Bu nedenle de özgündür.

8) Özlülük(Özlü anlatım):

Az sözle çok şey anlatabilmektir. Özlü anlatımda lafı uzatmak, dallandırıp budaklandırmak söz konusu değildir.

  • Atasözleri az sözle çok şey anlattıkları için özlüdür.

CÜMLENİN İLETTİĞİ DUYGU VE YARGILAR

1) Varsayım:

Olmuş bir olayın ya da nasıl sonuçlanacağı bilinmeyen bir durumun belli bir şekilde sonuçlanmış olduğunu kabul etmektir.

  • Tut ki bu maçı Galatasaray kazandı…

2) Öneri:

Bir sorunu çözmek için öne sürülen görüş ve düşüncelerdir.

  • Kompozisyon yazarken, gereksiz sözcük kullanmasan iyi edersin.

3) Önyargı:

Bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay veya görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz yargı, peşin yargı, peşin hüküm.

  • Görün bakın bu çocuk ileride çok büyük işler başaracak.
  • Eminim bu kitap fazla satmayacak.

4) Tahmin-Sezgi:

Akla, sezgiye veya bazı verilere dayanarak gelecek bir şeyi, olayı kestirme; önceden kestirilen, düşünülen şey.

  • Benden bir şeyler gizliyor gibisin.
  • Konuşmalarından iyi biri olduğu anlaşılıyor.

5) Olasılık (İhtimal):

Bir şeyin olabilmesi durumu, olabilirlik, olasılık.

  • Önümüzdeki hafta size uğrayabilirim.

6) Yakınma (Şikâyet etme):

Olumsuz bir durumdan dolayı şikâyetçi olmaktır.

  • Vaktinde eve gelmemeyi alışkanlık haline getirdi.

7) Sitem (Kırgınlık):

Bir kimseye; yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık gibi duygular uyandırdığını öfkelenmeden belirtmektir.

  • Düğününe beni nasıl çağırmazsın!

8) Kaygı (Tasa):

İstenmeyen bir şeyin ya da kötü bir durumun gerçekleşeceğine dair endişe taşımaktır.

  • Acaba başına bir şey mi geldi?

9) Uyarma (İkaz):

Olabilecek kötü bir durum gerçekleşmeden önce onun olabileceğine dair ikazda bulunmaktır.

  • Yolda tanımadığın insanlarla konuşma.

10) Kinayeli Söyleyiş:

Sözün etkisini artırmak için anlatılmak istenenin tam tersinin söylenmesidir.(Alaylı söyleyiş)

  • Camlarınız o kadar temiz ki dışarısı görünmüyor!

11) Hayıflanma (Üzülme):

Üzülmek, yerinmek

  • Erken çıksaydım uçağı da kaçırmazdım.

12) Eleştiri (Tenkit):

Bir kişinin, bir eserin olumlu veya olumsuz yönlerini belirtmektir.

  • Düşünceleri güzeldi; fakat bu düşünceleri güzel bir şekilde yazıya aktaramamıştı.

13) Yadsıma (İnkar etme): Yaptığı bir işi, söylediği sözü veya tanık olduğu bir şeyi yapmadığını, bilmediğini söylemek.

  • Ben hiç öyle şey söyler miyim?

14) Kanıksama: Çok tekrarlama sebebiyle etkilemez olmak, alışmak.

  • Bu cefakâr yaşama alışmış, bu yaşamı sürdürüp götürmekte.

15) Eylemin yinelendiğini bildiren cümleler:

Bu cümlelerde eylemin en az iki kez yapıldığı kesindir

  • Verdiğim parayı bankaya yine yatırmamış.

16) Gerçekleşmemiş beklenti bildiren yargılar:

Eylemin beklentiler doğrultusunda sonuçlanmadığı cümlelerdir.

  • Telefonun bir hafta içinde bağlanacağını düşünmüştüm..

17) Eşitlik bildiren cümleler:

  • Elmayı yarı yarıya bölüştüler.

ATASÖZÜ

Atasözleri, geniş halk yığınlarının yüzyıllar boyunca geçirdikleri denemelerden ve bunlara dayanan düşüncelerden doğmuştur. Ulusun ortak düşünce ve tutumunu belirtir, bize yol gösterir.

Atasözleri, biçim bakımından ve kavram bakımından birtakım özellikler taşır. O özelliklerden bazıları şunlardır:

  1. 1. Atasözleri kalıplaşmış sözlerdir. Sözcükler değiştirilip yerlerine aynı anlamda da olsa başka sözcükler konulamayacağı gibi söz diziminin biçimi de bozulamaz:

Örneğin, “Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir.” sözü, sözcüklerin sırası değiştirilerek:

“Bugünkü kaz yarınki tavuktan iyidir.” biçiminde söylenemez.

“Ne katarsan aşına, o çıkar kaşığına.” sözündeki “aşına” yerine “yemeğine” denilemez.

  1. 2. Her ne kadar atasözlerimizin çoğu mecaz anlama sahipse de gerçek anlamlı olanları da vardır:
  • Rüzgar eken fırtına biçer. (mecazlı)
  • Öfkeyle kalkan zararla oturur. (mecazlı)
  • Son pişmanlık fayda etmez. (mecazsız)
  • Dost ile ye iç, alışveriş etme. (mecazsız)

  1. 3. Atasözleri kısa ve özlüdür. Az sözcükle çok şey anlatır:
  • Her çok, azdan olur.
  • Vakit nakittir.

  1. 4. Bazı atasözleri birden fazla yargı bildirir:
  • Çok mal haramsız, çok söz yalansız olmaz.
  • Alet işler, el övünür.

  1. 5. Her atasözü bir genel kural niteliğindedir. Bu kurallar başlıca aşağıdaki kavram bölükleri içinde bulunur. Başka bir deyişle atasözleri, kavram bakımından birkaç çeşittir:
  2. a. Kimi atasözleri doğrudan ahlak dersi ve öğüt verir:
  • Bugünün işini yarına bırakma.
  • Maşa varken elini ateşe sokma.
  1. b. Kimi atasözleri töre ve gelenekleri bildirir:
  • Kız beşikte, çeyiz sandıkta.
  • Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var.
  1. c. Kimi atasözleri doğa olaylarının oluşumunu anlatır:
  • Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.
  • Mart yağar nisan övünür, nisan yağar insan övünür.
  1. d. Kimi atasözleri sosyal olayların nasıl olageldiklerini anlatır:
  • Araba kırılınca yol gösteren çok olur.
  • Minareyi çalan kılıfını hazırlar.

ÖRNEK SORU:

İnsanların genel eğilimi, bir sözü kim söylerse söylesin, bu sözde kendisinin peşin olarak benimsediği yargıları aramaya ve bulmaya yöneliktir. İnsanlar “Ne yapmam gerekiyor söyle.” diye haykırır; ama bu haykırışlarında şu emir saklıdır. “Söyleyeceğin şey benim yapmak istediğim şey olsun.”

Paragraftaki düşünceyi destekleyen atasözü aşağıdakilerden hangisidir?

(LGS 2004)

A) Söyleyenden dinleyen arif gerek.

B) Söz söyle alana kulağında kalana.

C) Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış.

D) Akıl olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta.

ÇÖZÜM:

Verilen paragraftaki düşünceyi destekleyen atasözü C seçeneğindeki “Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış.” atasözüdür.

YANIT: C

DEYİM

Bir kavramı, bir durumu ya çekici bir anlatımla ya da özel bir yapı içinde belirten ve çoğunun gerçek anlamlarından ayrı bir anlamı bulunan kalıplaşmış sözcük topluluğuna ya da tümceye denir.

Deyimlerin bazı özellikleri şunlardır:

  1. 1. En az iki sözcükle kurulur. Sözcük öbeği ve tümce durumunda olanları da vardır:
  • Eli maşalı
  • Dudak bükmek
  • Delik büyük, yama küçük.
  1. 2. Deyimlerin çoğunda kalıplaşmış söz mecaz anlam kazanmıştır:
  • Ağzına kira istemek
  • Ağzı kulaklarına varmak
  1. 3. Kimi deyimlerde kalıplaşmış söz gerçek anlamlıdır:
  • Çoğu gitti, azı kaldı.
  • Hem suçlu hem güçlü.
  1. 4. Deyimlerin kalıplaşmış biçimleri bozulamaz, sözcükleri değiştirilip yerlerine başka sözcükler konamaz. Biçimi değiştirilen deyim anlatım bozukluğuna yol açar:
  • Dikili bir ağacı olmamak. (doğru)
  • Ekili bir ağacı olmamak.  (yanlış)
  1. 5. Deyimin, anlamına uygun olmayan yerde kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar:
  • Sevinçten etekleri zil çalıyor. (doğru)
  • Sevinçten etekleri tutuştu. (yanlış)

ATASÖZÜ İLE DEYİM ARASINDAKİ FARK

Deyimler de atasözleri gibi kalıplaşmış sözlerdir. Bu kalıplaşmış sözlerin hangisinin atasözü hangisinin deyim olduğu karıştırılmaktadır. Bu karışıklık özellikle cümle biçimindeki deyimlerle atasözleri arasındaki şekil benzerliğinden kaynaklanmaktadır. Ancak atasözleriyle deyimlerin kavram özelliklerine dikkat edilirse, bu karışıklık ortadan kalkar.

Deyimlerin amacı, bir kavramı ya özel kalıp içinde ya da çekici, hoş bir anlatımla belirtmektir. Atasözlerinin amacı ise yol göstermek, ders ve öğüt vermek, ibret almamız için gerçekleri bildirmektir. Deyimi atasözünden ayıran en büyük özellik budur.

  • “Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.” bir deyimdir; çünkü bir durumu anlatmaktadır.
  • “Yuvarlanan taş yosun tutmaz.” bir atasözüdür; çünkü nasihat vermektedir.

ÖRNEK SORU:

Aşağıdakilerin hangisindeki deyim, cümleye uygun düşmez?

(LGS 2003)

A)      O kadar zayıf ki, karda gezer izini belli etmezdi.

B)      Onu bulmak için akşama kadar dolaşmış, ayaklarına kara sular inmişti.

C)      Ekonomik durumu öyle bozulmuştu ki, kemer sıkmaktan başka çaresi kalmamıştı.

D)      İlkokul öğretmenini göreceği için, içi içine sığmıyordu.

ÇÖZÜM:

“Karda izini belli etmemek” deyimi anlamca cümleye uygun düşmemektedir.

YANIT:A

Lütfen beğendiğiniz konu anlatımlarımıza ve yazılarımıza yorum yapınız.

Filed in: TÜRKÇE KONU ANLATIMI

No comments yet.

Leave a Reply